Astrolojinin Doğuşu – Burcunun Sözlüğü

Astrolojinin Doğuşu

Astrolojinin Doğuşu

Astrolojinin başlangıç tarihi çok eskilere dayandığı için tam kestirilemese de M.Ö. 15.000’li yıllara kadar dayandığı tahmin edilmektedir.

Astroloji sisteminin kökeni Eski Yunan’dan gelmektedir. Hiç kimse, astrolojinin yazı öncesi geleneğinin ne kadar eski olduğunu tam olarak bilmiyor. Bunun ilk yazılı örneği Mezopotamya’daki Asur ve Babil uygarlıklarındadır. MÖ 2500 yılında, Mezopotamya’da gezegenlerin insanın kaderini etkileyen güçlü tanrılar olduğuna inanılmıştır. Çeşitli toplumların mitolojisindeki birçok bilgi gökyüzünden alınmıştır. Gezegenlere tanrı isimlerinin verilmesi, insanoğlunun gezegenleri ne kadar yücelttiğini anlamak için güzel bir örnektir. Örneğin, aynı zamanda kızıl gezegen de olarak bilinen Mars, ismini Roma mitolojisinde savaş tanrısı olan Mars’tan almıştır.

Gök olaylarına bakarak kehanetlerde bulunmak, özellikle de felaketleri kestirmek, tarihte pek çok toplumda gözlenmiştir.

Bundan çok uzun zaman önce, erkeklerle kadınlar geceleyin yıldızlı gökyüzüne baktılar ve bu yıldızların ne olduğunu, yaşamları üstünde ne etkiler yaptığını merak ettiler. Başlangıçtaki bu ilk sorulardan astroloji doğdu. İlk astrologlar gökyüzünü dikkatle izlemeye ve onun geceleri parıltılı, muhteşem sessizliğinde gördüklerinin düzenli kayıtlarını tutmaya başladılar. Astroloji danışmanları Kraliyet ailesine devlet yönetimi konusunda akıl verirlerdi ve Mezopotamya tarihinin erken dönemlerinde astroloji “kraliyet sanatı” olarak düşünülürdü.

Yunanlar, Mezopotamya’nın astrolojik kehanet biçimini kendi mitolojileri ve yeni geometri bilimiyle birleştirip zodyaka dayanan kişisel bir astroloji geliştirdiler. Yunanca “zodiakos kyklos” ya da “hayvanlar dairesi” anlamına gelen bu kuşak, güneşin bir yıl boyunca gökyüzünde izlediği eliptik yörüngesinin her iki yanında dokuz derece uzanır. Böylece Yunanlar astrolojiyi göklerinin yaşamlarındaki etkilerini merak eden bireylere danışmanlıkta kullanarak yıldız falını ortaya çıkardılar.

Ancak, astroloji bir yolunu bulup genel olarak Hıristiyan öğretisinin içine sızdı ve gelişmeye devam etti.

Babilliler İÖ 6. yüzyılda gezegenlerin gökyüzündeki hareketini gösteren haritalar yaptılar. Böylece Güneş ve Ay tutulmasının ne zaman olacağını önceden kestirebiliyorlardı. Astroloji Babil’den Eski Yunanistan’a, oradan da Mısır’a ve Hindistan’a geçti. Daha sonra bütün Asya ve Avrupa’ya yayıldı.

Bu günlerde astroloji genelde dergi ve gazete köşelerinde burç yorumları olarak yer alır. Bu yorumlamalarda astrologlar Güneş, Ay ve diğer gezegenlerin burçlar üzerindeki etkisini yorumlayarak gelecek hakkında kehanette bulunurlar. İnsandan insana karakteristik özellikler olarak küçük değişimler görülmesine rağmen aynı burçtaki insanların çoğu özelliklerinin benzer olduğu gözlenmektedir.